
Bazlamaç Baş Müdersileri:
Bir zamanlar dünyaya ulema yetiştiren, Bazlambaç Medresesi'nin baş müderrislerinin medfun oldukları Yukarı Camii dibindeki sade Mezarları.
Ruhları Şad olsun...

Yufka Ekmek:
Bazlambaçlı kadınların, imece usulüyle, tandırdamında yaptığı yöresel yufka ekmeği. Tam bir ayda ancak tüketilen bu yufkanın tazeliğini muhafaza etmesindeki sır:hamur içine katılan maya, çökelek suyu,
saçta pişirilmesiyle sertleşen ve bir kağnı tekerleği büyüklüğündeki yufka ekmeği deste şeklinde üst üste yığarak üzerine örtülen bez ile serin yerde muhafaza edilir. Hafta bir, ihtiyacınız kadar olanı alıp hafifçe elle su sepeleyerek sofra bezi içerisinde 10-15 dakika demlenmeye bırakılır. Sonra yumuyaşayan ekmek dört köşeli/kitap şeklinde katlanarak 3-5 gün afiyetle yenir.

Bulgur Seten Taşı:
Bir zamanlar, buğdaylar dibek taşlarında dövüle dövüle yarma olurdu.
İiçi derin oyuk taşın içerisine buğday doldurulur, ağaçtan yapılmış büyük çekiçlerle iki kişi ahenkli ve ritimle döverdi.
Ya da çekiç eşeğe bağlanır, eşeğin saatlerce o taşın etrafını dönmesiyle buğday öğütürdü.
İn Kayası:
Henüz daha keşfedilmemiş, doğal mı yoksa yapmamı olduğu belli olmayan yabani hayvanların barındığı mağaralar.

Soğan Hasadı:
İridir Bazlambaç'ın soğanları.
Çekerek Irmağı'nın suladığı verimli Kümbat Ovası arazisini yüzleri güldüren bereketli soğanlar. Ve onları tarladan bin bir zahmetkle tane tane toplayan nasırlı eller... __________________________________
YÖRESEL HAYVANLAR



|
BAZLAMBAÇ’IN BÖLGESEL TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE COĞRAFYASI
(Bazlambaç / Çekerek/ Yozgat)
Yapmış olduğumuz yazılı ve sözlü tarih çalışmalarına göre;
Tarih boyunca uygarlıkların deniz ya da ırmak boyunda yerleşerek şehirleştikleri bilinmektedir.
Çekerek Irmağı'nın beslediği Kümbet Ovası'da, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik geçiş güzergahında olduğu için birçok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur.
"Sırası ile bu bölgede: MÖ.1200’lere kadar Hititler yaşamıştır. Ardından uzun bir süre Frigler ve Persler MS.395'e kadar hüküm sürmüşlerdir. Sonrasında Bizans’ın toprakları olmuştur.
1095’te Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın şimdiki Tokat Niksar’ı başkent yapmasıyla bu bölge artık Türk hâkimiyetine girmiştir.
Bölge, sonraki tarihlerde ise sırasıyla Danişmendoğulları, Moğol istilası ve İlhanlı Devleti'nin ardından, 1352 yılında Sivas merkezli Kadı Burhanettin’in kurduğu devletin egemenliği hüküm sürmüştür. Osman Beyin 1398’de Sivas’ı almasından Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır."
Elde edilen verilere göre; Yörenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Aydıncık 'Osmanlı devletinin ilk 1838 tarihli Tahrir Defterlerinde yer alan “Nahiye-i Kızıl Künbed” (Aydıncık) adının Danişmendli devirlerinden itibaren söylenegeldiğini düşünmek yerinde olacaktır. Çünkü Osmanlı Devleti idari adlandırmalarda kendisinden öncekini devam ettirmiştir.'
Dolayısıyla Aydıncık gibi, Bazlambaç ve bu bölgede yaşayan halk, hep yukarıdaki kronolojik tarihi sıralamada yer alan Tokat ve Yozgat eksenli idarecilerin egemenliğinde kalmıştır.
Yukarıdaki tarihi bilgilere ulaşmadaki ana kaynak, “Çorum Ortaköy 2006-2007 kazı çalışmalarında çıkan Kümbet Ovası'da dahil bölgeye ait tarihi kalıntıların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Çevrede bulunan ören yerleri ve kalıntılara bakıldığında, Bazlambaç sınırları içerisinde yer alan ve güney doğusunda yaklaşık 5-6 km. uzaklıkta bulunan Güllüderesi, Yatırkavak, Gocaalan denilen bölgelerinin çok eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Gocaalan ve Güllü Deresi bugün yayla olarak hâlâ kullanılmaktadır. Buralardaki mezarlardan ve örenlerden yapma taşlar, şişe ve madeni paralar bulunmuştur.
Güllü Deresi mevkiinde bulunan ok başlıkları, mermer sütunlar, çanak ve çömlekler yukarıdaki tarihi geçmişini doğrular niteliktedir.
Yine kasabanın kuzey doğusunda 2 km. uzaklıktaki yüksekçe bir tepeye Kilise Mevkii adı verilmektedir ve burada da Bizans döneminden kaldığı tahmin edilen Kilise mabedinin kalıntıları bulunmaktadır. Adı geçen bu yerde mermer başlıklar ve taş sütunlar bulunmuştur. Kilise mevkiinin biraz kuzey batısında Arımın Başı denilen yerde tarihi mezarlar bulunmuştur. Burada bulunan mezarlıklardan zaman zaman çeşitli madeni ev eşyaları, çanak çömlekler, kesme taşlar, vazolar ve sikke paralar çıkmaktadır.
Bazlambaç’ın batısında bulunan bir başka yer Kiremitlik mevkiidir. Yukarıda zikredilen buluntuların bir benzeri de burada bulunmuştur.
Yine Bazlambaç sınırları içerisinde; Savaş mevkii denilen yerle Çukur'un Başı, Torluk Tepesi ve Gavur Mezarı denilen yerlerde çok eski yerleşim yerleri olduğu çıkan çanak-çömlek kalıntılarından anlaşılmaktadır.
Bazlambaç'ın Çekerek Irmağı ve Zile-Alaca ticaret yolu üzerinde olması buranın önemli merkez olduğunu göstermektedir. Şimdilerde ise İpekyolu kolu olarak adlandırılan Mersin limanıyla Akdeniz'i Samsun limanıyla Karadeniz'i birbirine bağlayan büyük oto yolun yapılmasıyla, yine bu yola yakın Eski Bazlamaç mevkiinde bulunan mermer yatakları ve işletmeciliği ile Bazlambaç'ın önemi daha da artmıştır.
Osmanlı döneminden kalma en bariz kalıntı ise, Köy içerisinde bulunan 'Medrese' ören yeridir. Malesef bu Medrese ören yeri, 2000'li yıllarda yetkililerce ihale yoluyla satılmış, şimdi alan şahıs tarafından özel mülk olarak kullanılmaktadı...
Bazlambaç’a Yerleşme:
Akademik araştırmalara göre; 'Kümbet Ovası bölgesindeki yerleşim alanları ilk Türk köyleri olarak Anadolu’nun Türkleşme sürecinde Danişmendliler'in öncülük ettiği Çepni Türkmenleri tarafından iskan olunduğu bilinmektedir.'
Bazlambaç'ta yaşı 80'ın üzerinde olan; Hacı Noman Hoca (Ballı), Ali Hoca (Tufan), Mustafa Hoca (Hatiboğlu) Mustafa Yörük (Eski Muhtar) ve Hüseyin Yiğin gibi yaşlı insanların anlatımından öğrendiğimize göre (1990) ilk Bazlambaçlılar, Erzurum üzerinden gelen Türkmen aileler, Kümbet Ovası'nın başına, Çekerek Irmağı’nın yamacındaki boz bir yamaca konarak ilk yerleşik hayata burada başlayıp adlarını da 'Bozyamaç' koymuşlardır. İçme sularını ise bir kaç yüz metre uzaklıktan temin etmeye başlamışlar, dağın eteğindeki eşmelerden omuzlarında helkilerle suyun taşınır olması zamanla sorun olmaya başlamış ayrıca güvenlik endişesiyle Bozyamaçlılar suyun başına taşınma karar almışlardır. Bir süre sonra da ahali tası tarağı topladığı gibi bugünkü Yenisu’yun başına taşınarak köy oluvermişler ve köylerinin de adını 'Bazlamaç' diye değiştirmişlerdir.
Sözlü tarih çalışmamıza göre, taşınmadan önceki yere ’Bozyamaç’ dedikleri köylerinin adını değiştirmelerine iki sebep gösterile gelmiştir. Bunlardan ilki, aşiret olarak geldikleri ‘Bazlamaç’ boyundan bu ismi aldıkları; diğer görüş ise kendilerine has göçebe ekmeklerine bir harf (ç) ekleyerek ‘Bazlamaç’ dedikleridir...
İleriki yıllarda bu Bozyamac'a 'Eski Bazlamaç' denegelmiştir.
Bazlama; yuvarlak göçebe ekmeğidir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde açılarak, sac üzerinde pişirilip üzerine tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir. Bu güzel Bazlama'nın, bişi (sade), kete (içi şekerli, çökelekli), gilik (soğanlı, sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
1968 yılında zamanın devlet yetkililerince, bu defa Bazlamaç köy adının ortasına bir harf (b) daha ilave edilerek, 'Bazlambaç' adıyla Kasaba olmuştur. Böylece köyün adı; Bozyamaç'tan Bazlamaç'a, ondan da Bazlambaç'a evirilerek son halini almıştır.
Erzurum üzerinden gelip yerleşen üç aileye sonraki yıllarda gelen yeni yeni ailelerle köy gelişip bugünkü halini almıştır.
1-FEDDAHLAR
2-SIDDIKLAR
3-GONGRALAR
Bazlambaç Beldesi en son nüfus sayımı olan 22 Ekim 2000 yılında 2522 kişi nüfusa sahip iken, beldeden dışarıya yapılan göç ve ölüm olayları yüzünden sayı gittikçe azalmıştır. 2012 yılında, yeniden düzenlenen 'Köy Kanunu' ile nüfus 2000'in altına düştüğü için Bazlambaç Kasaba'lıktan Belde'liğe düşürülmüştür. Yani bir zamanlar Belediyesi, Hastanesi, Postanesi, dört katlı İlköğretim okulu... varken, tüm bunlar kapatılmış ve iki muhtarlıktan tek muhtarlığa düşerek adeta bir köy konumuna dönüştürülmüştür. |




|
COĞRAFİ KONUMU
_________________
Bazlambaç, doğu ve güney doğudan yüksek dağlarla çevrilidir. Kuzey ve kuzey batışı ise geniş ve düz bir arazi yapışma sahiptir. Buraya Kümbet Ovası denilir. Kasabanın kuzeyinden Çekerek Irmağı geçmektedir ki Bazlambaç'ın arazisi motopomplarla bu ırmaktan sulanmaktadır. Kümbet Ovası'ndan Bazlambaç tarafına düşen kısmın toprak yapısı kumludur. Humuslu topraklar daha çok Çekerek Irmağı'na yakın kesimlerindedir. Bunun sebebi ise dağ eteğinde bulunan Bazlambaç arazisinin sel sürüklemeleri sonucu oluşmasındandır. Kümbet Ovası'nın asıl humuslu geniş bölümü Aydıncık ve Kazankaya arasında kalsa da bu bölgedeki çoğu arazi yine Bazlambaç’ a ait arpalık denilen geniş araziler bulunmaktadır.
Bazlambaç, Çekerek İlçesi sınırlarında en ılık yerdir. Karadeniz Bölgesinin iç kesimleri iklim özelliğine sahiptir. Kalıcı kar süresi az olup, güney ve güney batısındaki dağlar aniden yükseldiği için buralarda kar daha fazla kalmaktadır.
Geniş dağlık alana sahip olan Bazlambaç Beldesi, meşelik orman bakımından oldukça zengindir, iklimin yumuşak olması ağaç çeşitliliğini artırsa da, hakim unsur meşedir. Bunun yanında çam, kayın, gürgen, düzlük arazide ise söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, dağdan gelen kaynak suları oldukça boldur. Bu sular içme suyu ve sulama suyu olarak kullanılır.
Sulanabilir arazinin çokluğu, soğan, her tür sebze bol miktarda üretilmesine imkân sağlamaktadır. Tahıl olarak, buğday ve arpanın yanında, mercimek, nohut gibi kuru bakliyat da üretilir. Şeker pancarı da başlıca geçim kaynağıdır. 1970'lere kadar bu bölgede tütün ve haşhaş ekimi de yapıldığı bilinmektedir.
Tarım ürünlerinin yanında hayvancılık da yapılır. Otlakların bolluğu burada büyük ve küçükbaş mera hayvancılığını geliştirmiştir. Yaylalarından çevre köylerin sürü sahipleri de faydalanırlar.
Ticaretini bağlı olduğu Çeker ilçesi ve Aydıncık' pazarından yapan, Bazlambaç Beldesi'nin ekonomik ve sosyal durumu diğer beldelerden daha iyidir.
Beldede genç nüfus sayışı oldukça azdır. Genç nüfus İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde iş bulmuşlardır. |

Mercan Camii:
Eski minaresini yıkmadan yeni mimari ile kubbelerin buluştuğu şahane bir eser.
Kümbat Ovası'na girdiğinizde gözünüze dokunan göklerin şehadeti..

Bir başkadır bizim buraların düğünü.
Üç gün üç gece sürer davul ve zurnaların hoyratında..
Gelin-damat, köylü, misafiri el ele, gönül gönüledir halaylarımız.
Sadıçlarımız vardır omzunda ipek eşarp bağlı, Kız evi naz evidir ya dolup taşar, erkek evi han dır teşlerle dolar taşar etli yemekli ikramlarla...
Düğün evinin damına direk dikilir ve tepesindeki üç çataldan birinde elma, diğerinde soğan,diğerinde de bayrak...



|
KÜLTÜREL YAPISI
_________________
Bazlambaç Köyü foklorik yönden oldukça zengin olup, yayla şölenleri, düğün, bayram törenleri oldukça eğlenceli geçer. Son zamanlarda yapılan Kocalan Yayla şenliğinde tüm gurbetteki kasabalıların katılımıyla, çeşitli eğlenceler, yarışmalar düzenlenerek ziyafetler verilir.
Davul-zurna eşkinde düğünler genelde Perşembe akşamı başlayarak. Pazar günü gelin alma töreni ile son bulur. Genç kızlar ve delikanlılar taşta bulgur çekerken çeşitli türküler ve maniler söyleyerek halaylar çekerler. Yöreye has halaylar oldukça çeşitli olup, bazıları; Baş Halay, Orta Hatay, Ağırlama ve üç ayak gibidir. Baş Halay çekilirken kızlar iki gurup oluşturur.
Guyenin ve yanında gezdirdiği Sağdıcın sırtına ipek eşarp takılması, düğünün 3 gün 3 gece sürmesi ve gelin inerken Erkek evinin damına dikilen 3 çataldaki; elma, soğan ve bayrağı kapmak için gençlerin yarıştığı renkli bir düğün kültürüne sahiptir.
Sosyo Ekonomik Yapısı:
Köyümüz yaşan halkın bir kısmını çiftçilikle uğraşarak karnını doyuranlar, diğer kısmını da emekli olarak köyüne dönen maaşlı emeklilerden oluşmaktadır.
Çiftçilikle uğraş, daha çok soğan ve şekerpancarı ağırlıklı olarak üretilmektedir.
Bazlamaç Medresesinin kapatılmasıyla dışarıya göç başlamış ve gurbete çıkan Bazlambaçlılar her türlü işte çalışarak ayakta durmayı başarmışlardır.
Bu gün bu göç edenler kendileri emekli olarak köylerine dönmeye başlamış bir yandan da büyük fedakarlıklarla okuttuğu çocuklarının meyvesini almaya başlamışlardır.
Cumhuriyetimizin ilk yılklarından itibaren Bazlambaç'ın Belediyelik olmasına rağmen göreve gelen başkanların yöreye yönelik kalıcı proje üretemeyişlerinden olsa gerek, sürekli dışarı göç vermiş ve bu kan kaybı sonunda kasabayı köye dönüştürmüştür. 2012 yılnda çıkan Köy Kanunu ile kasabalıktan köye düşürülmüştür.
Karadenizi Samsun-Tokat üzerinden İçanadoluya bağlayan dar ama kestirme bir transit yol geçmektedir. Mersin limanını Samsun limanına bağlamaktadır. Bu güzergah, İpekyolu'nun bir kolu olup Türkiye'yi en kısa kara mesafesiyle Akdeniz'i Karadeniz'e bağlamaktadır.
İleriki bir zamanda bu İppekyolu tam faaliyete geçmesiyle ekonomik açıdan köye katkısı olacaktır.
Ayrıca Çalın dibi mevkiinde bulunan Mermer yatakları işletmeye açılmıştır. Uzun rezervlere sahip bu mermer işletmeciliğinin yine uzun vadede Bazlambaç’ın ekonomik yapısına katkıda bulunacaktır.
Bazlamaç Medresesi
Cumhuriyetin ilk yıllarında Bazlambaç’ta bir Medrese bulunmakta olup; Bu Medrese Osmanlı Tahrir Defterlerinde adı "Bazlamaç Medresesi' olarak geçmekte ancak kuruluş tarihi yazmamaktadır. Bu yazının müellifi olarak bizler, Bazlambaç köyünün en yaşlılarıyla yaptığımız sözlü tarih çalışmasına göre; kurucusunun ve ilk Baş Müderrisinin Bekir Hoca Efendi olduğu ve bu nedenle Medresenin 1800'lü yılların sonuna doğru yapıldığı rivayet edilmektedir. Bazlamaç Medresesi Cumhuriyetin ilanı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile 1925'li yıllarda kapatılmıştır.
Bazlamaç Medresesi, kuruluşundan son kapanış tarihine kadar dünyanın dört bir tarafına ulema/molla yetiştirmesiyle nam salmıştır. Bu Medresede okutulan dersler; Kur’an, Tecvit, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm, Nahiv, Arapça… gibi dersler okutulur ve 300 ile 350 arasında talebesi mevcuttur. Bu Medresenin bir başka özelliği de, Müderrislerinin hazır cevap, nükteli ve derin bilgilere sahip olmalarıyla ünlüdürler. Bazlamaç
Medresesi'nin yetiştirdiği ulema zinciri şu şekildedir:
Baş Müderrisler: İbrahim Hoca Efendi, Bekir Hoca Efendi, Mehmet Hoca Efendi, Çopraşıklı Hüseyin Hoca Efendi.
Müderrisler: Hasan Efendi, Kurt İmam Efendi, Arif Hoca Efendi, Memiş Hafız Hoca (Teyyare)
Bazlamaç Medresesi'nden yetişen son iki talebesinden biri Hacı Noman Hoca Efendi (Ballı) olup 1990 yılında vefat etmiştir. Diğeri ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın babası Ömer Oktay olup halen yaşamaktadır. (2025)
Bazlamaç Medresesi'nde tahsilini tamamlayan talebeler Amasya Vilayetinde imtihana girerek icazetnamelerini (diploma) alınırmış. Medresenin eğitim faaliyetleri bölgenin sosyal ve kültürel etkinliğinin yükselmesinde büyük önem arzetmiştir.
Son olarak bir müjde verelim:
'BAZLAMBAÇ TARİHİ' ile ilgili geniş kapsamlı ve uzun soluklu bir kitap, tarafımızca hazırlanmış olup 2026 Nisan itibarıyla yayındadır.
Not: Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2025
|