ANASAYFA
BAZLAMBAÇ Tarihi, Kültürü ve Coğrafi Konumu

BAZLAMBAÇ ÖZET TANITIMI;
Masallardaki o köy, işte bizim köyümüz...
Anadolu'nun tam göbeğinde yer alan tarihi bir belde......
Bazlambaç; Yozgat'ın Çekerek İlçesi'ne bağlı, 1968 yılında kasaba olmuş, 2000 yılından itibaren de kasaba ekonomik gücünün zayıflayıp gurbete göç vererek nüfusunun düşmesiyle, 2012 yılında Beldeliğe düşürülmüş bir yerdir.
Bazlambaç; Ankara-Samsun otoyolu üzerinde, Çekerek Irmağı'nın kıyısın da, meşhur Kümbet Ovası'nın da tam ortasında yer alır.
Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 300-350 medrese talebesi (Molla) yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ın en çok dışarı göç veren, eğitimi oranı en yüksek ve en fazla öğretim görevlisi, en çok memur yetiştiren, en geniş arazisine sahip ve en büyük ormanıyla, 2 güzel yaylaya sahip Anadolu'nun cennet köşelerinden bir yerdir.
Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol soğan ve şekerpancarı bu Beldede yetiştirilir.

Bazlambaç Ne Demek?
Bazlambaç; Bazlama/Bazlamaç/Bazlambaç kelimelerine evrilerek son halini almıştır.
Bazlama; yuvarlak göçebe ekmeğidir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde  açılarak, sac üzerinde pişirilen ve üzerine tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli,çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
Bazlama, yöre insanının geleneksel ekmeğinin adıdır.
Bazlamaç; bazlama kelimesinden türetilen yöresel bir ağız olup köy kurulurken verilmiş köy ismidir. Köyde Medrese ulemasının ekmeğe olan saygılarından dolayı bilgece, bazlama yöresel ekmeklerinin adına bir harf (ç) ilave ile türemiş isimdir.
Bazlambaç ise; köyün kasabaya terfi etmesi sırasında, yine bir harf (b) ilavesi ile devlet makamlarınca türetilerek verilen isimdir. Yani Bazlamaç’ın güncellenmiş halidir.
Dolayısıyla Bazlambaç halkının, yöresel ağız kültürünü sürekli güncelleyerek kendini nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.



Bazlamaç Baş Müdersileri:
Bir zamanlar dünyaya ulema yetiştiren, Bazlambaç Medresesi'nin baş müderrislerinin medfun oldukları Yukarı Camii dibindeki sade Mezarları. Ruhları Şad olsun



Yufka Ekmek:
Bazlambaçlı kadınların, imece usulüyle, tandırdamında yaptığı yöresel yufka ekmeği. Tam bir ayda ancak tüketilen bu yufkanın tazeliğini muhafaza etmesindeki sır:hamur içine katılan maya, çökelek suyu, saçta pişirilmesiyle sertleşen ve bir kağnı tekerleği büyüklüğündeki yufka ekmeği deste şeklinde üst üste yığarak üzerine örtülen bez ile serin yerde muhafaza edilir. Hafta bir, ihtiyacınız kadar olanı alıp hafifçe elle su sepeleyerek sofra bezi içerisinde 10-15 dakika demlenmeye bırakılır. Sonra yumuyaşayan ekmek dört köşeli/kitap şeklinde katlanarak 3-5 gün afiyetle yenir.

Bulgur Seten Taşı:
Bir zamanlar, buğdaylar dibek taşlarında dövüle dövüle yarma olurdu.
İiçi derin oyuk taşın içerisine buğday doldurulur, ağaçtan yapılmış büyük çekiçlerle iki kişi ahenkli ve ritimle döverdi.
Ya da çekiç eşeğe bağlanır, eşeğin saatlerce o taşın etrafını dönmesiyle buğday öğütürdü.

 

İn Kayası:
Henüz daha keşfedilmemiş, doğal mı yoksa yapmamı olduğu belli olmayan yabani hayvanların barındığı mağaralar.


Soğan Hasadı:
İridir Bazlambaç'ın soğanları.
Çekerek Irmağı'nın suladığı verimli Kümbat Ovası arazisini yüzleri güldüren bereketli soğanlar. Ve onları tarladan bin bir zahmetkle tane tane toplayan nasırlı eller... __________________________________

YÖRESEL HAYVANLAR

BAZLAMBAǒIN BÖLGESEL TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE COĞRAFYASI
(Bazlambaç / Çekerek/ Yozgat)


Bazlambaç; Yozgat İli, Çekerek ilçesi'ne bağlı ve bu ilçeye 15 km. mesafede, Ankara-Samsun otoyolu üzerinde, Çorum'un Alaca-Tokat'ın Zile ilçeleri arasında yeralan, Çekerek Irmağı'nın geçtiği meşhur Kümbet Ovası'nın buradan başladığı arazinin içinde şirin bir Beldedir.
Bazlambaç; Osmanlı döneminde yılda 300-350 talebe (Molla) yetiştiren Bazlamaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün bile il dışına en çok göç veren olmasına rağmen, eğitimi oranı en yüksek olan ve yine en fazla öğretim görevlisi ile ençok memur yetiştiren bir beldedir. Yine il genelinde en geniş arazisine, en büyük ormanına sahip ve bu orman içerisinde yer alan; Kocalan ile Geçioğlu diye adlandırılan iki güzel yaylası bulunmaktadır. Verimli Bazlambaç arazisinde Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol soğanı ve şekerpancarı yetiştirilir.

Tarihçilerden öğrendiğimize göre;
Tarih boyunca uygarlıkların deniz ya da ırmak boyunda yerleşerek şehirleştikleri bilinmektedir.
Çekerek Irmağı'nın beslediği Kümbet Ovası'da, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik geçiş güzergahında olduğu için birçok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur.
"Sırası ile bu bölgede: M.Ö. 1200’lere kadar Hititler yaşamıştır. Ardından uzun bir süre Frigler ve Persler M.S.395 ‘e kadar hüküm sürmüşlerdir. Sonrasında Bizansın toprakları olmuştur.
1095’te Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın şimdiki Tokat Niksar’ı başkent yapmasıyla bu bölge artık Türk hâkimiyetine girmiştir.
Sonraki tarihlerde ise sırasıyla Danişmendoğulları, Moğol istilası ve İlhanlı Devleti'nin ardından, 1352 yılında Sivas merkezli Kadı Burhanettin’ in kurduğu devletin egemenliği hüküm sürmüştür. Osman Beyin 1398’de Sivas’ı almasından Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır."
Nihayet 1700’lı yıllarında Yozgat’a Çapanoğlu sülalesinin yerleşmesiyle, bu bölgenin hakimiyetini artık Çapanoğlu Beyliği idare eder duruma gelmiştir. Çapanoğlu Beyliği devlet kurmamıştır ama Osmanlı sarayı ile kurduğu yakın ilişki nedeniyle bu bölgede, Cumhuriyete kadar Derebey gibi bir Ayan olarak hüküm sürmüştür.
Dolayısıyla da Bazlambaç ve bu bölgede yaşayan halk, hep yukarıdaki kronolojik tarihi sıralamada yer alan Tokat eksenli idarecilerin egemenliğinde kalmıştır.
'Yukarıdaki tarihi bilgilere ulaşmadaki ana kaynak, Çorum Ortaköy 2006-2007 kazı çalışmalarında çıkan Kümbet Ovası'da dahil bölgeye ait tarihi kalıntıların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Çevrede bulunan ören yerleri ve kalıntılara bakıldığında, Bazlambaç'ın güney doğusunda, yaklaşık 56 Km. uzaklıkta bulunan Güllüderesi, Yatırkavak, Gocalan denilen bölgelerinin çok eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Goçalan ve Güllü Deresi bugün yayla olarak hâlâ kullanılmaktadır. Buralardaki mezarlardan ve örenlerden yapma taşlar, şişe ve madeni paralar bulunmuştur.
Güllü Deresi mevkiinde bulunan ok başlıkları, mermer sütunlar, çanak ve çömlekler yukarıdaki tarihi geçmişini doğrular niteliktedir.
Yine kasabanın kuzey doğusunda 2 km. uzaklıktaki yüksekçe bir tepeye Kilise Mevkii adı verilmektedir ve burada da Bizans döneminden kaldığı tahmin edilen Kilise mabedinin kalıntıları bulunmaktadır. Adı geçen bu yerde mermer başlıklar ve taş sütunlar bulunmuştur. Kilise mevkiinin biraz kuzey batısında Arımın Başı denilen yerde tarihi mezarlar bulunmuştur.
Burada bulunan mezarlıklardan zaman zaman çeşitli madeni ev eşyaları, çanak çömlekler, kesme taşlar, vazolar ve sikke paralar çıkmaktadır.
Kasabanın batısında bulunan bir başka yer Kiremitlik mevkiidir. Yukarıda zikredilen buluntuların bir benzeri de burada bulunmuştur.
Yine Kasaba sınırları içerisinde; Savaş mevkii denilen yerle, Çukur'un Başı ve Torluk Tepesi, Gavur Mezarı denilen yerlerde çok eski yerleşim yerleri olduğu çıkan çanak-çömlek kalıntılarından anlaşılmaktadır.'
Bazlambaç'ın Çekerek Irmağı ve Zile-Alaca ticaret yolu üzerinde olması buranın önemli merkez olduğunu göstermektedir. Şimdilerde ise İpek yolu olarak adlandırılan ve Ankara'yı Samsun'a bağlayan büyük oto yolun yapılmasıyla, yine bu yola yakın Eski Bazlamaç mevkiinde bulunan mermer yatakları ve işletmeciliği ile Bazlambaç'ın önemi daha da artmıştır.
Osmanlı döneminden kalma bir kalıntı ise, kasaba içerisinde bulunan "Medrese" ören yeridir. Buradaki Medrese, zamanının çevredeki en büyük medresesi olup 300-350 talebe eğitimine cevap verdiği bilinmektedir. Yetişen talebeler (Molla) mezun hoca olarak ülkenin dörtbir yanına dağıldığı İl arşivlerinde mevcuttur.

Bazlambaç Tarihi ve Bazlambaç Medresesi
Sözlü tarih çalışmamıza göre, ilk Bazlambaçlılar, Erzurum üzerinden gelen üç Türkmen ailesi, Kümbet Ovası'nın tepesinde, Çekerek Irmağı’nın yamacındaki boz tepenin eteğine konarak ilk yerleşik hayata burada başlayıp adını da Bozyamaç koymuşlardır. İçme suyunu ise bir kaç yüz metre uzaklıktan temin etmişlerdir. Dağın eteğindeki eşmelerden omuzlarında helkilerle suyun taşınır olması, zamanla sorun olmaya başlar ve bir süre sonra su taşıyan kadınların yolları sıklıkla eşkıyalarca kesilmesi üzerine, Bozyamaçlılar suyun başına taşınma karar almışlardır. Bir süre sonra da ahali tası, tabağı topladığı gibi bugünkü Yenisu’yun başına taşınarak köy oluvermişlerdir.
Köylerinin adını da has göçebe ekmekleri olan bazlama'ya bir harf (ç) ekleyerek Bazlamaç deyivermişler...
Bazlama; yuvarlak göçebe ekmeğidir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde açılarak, sac üzerinde pişirilip üzerine tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir. Bu güzel Bazlama'nın, bişi (sade), kete (içi şekerli, çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.

Bazlamaç'ta birde medrese kurulmuş ve uzun yıllar bölgeye hizmet etmiştir. Bazlambaç Medresesi’nin tam kuruluş tarihi belli olmamakla birlikte, çeşitli kaynaklara göre ilk 19. Yüzyıl kurulduğu tahmin edilmektedir. Cumhuriyetin ilanı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile 1925'lerde Bazlamaç Medresesi kapatılmıştır.
1968 yılında zamanın devlet yetkililerince, bu defa Bazlamaç köy adının ortasına bir harf (b) daha ilave edilerek, Bazlambaç Kasabası adı verilmiştir. Böylece; Bozyamaç'tan Bazlamaç'a, ondan da Bazlambaç'a evirilerek son halini almıştır. Bazlambaç halkının, yöresel ağızını bir lehçe gibi sürekli güncelleyerek kültürünü de nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.
Bazlambaç halkı Erzurum üzerinden gelip yerleşen üç aile/sülale ve bunlara sonra ki yıllarda ilave olan göçmenlerle birlikte 4 sülaleden oluşmaktadır.
1-FEDDAHLAR: Şafaklar, Yiğinler... (Yiğin, Şafak, Kestek, Teke, Ballı, Ebil, Bostancı, Tönge, Canıbek, Çakır, Kırık, Silik...)
2-KONGIRALAR: Ekşiler, Akışlar, (Ekşi, Akış, Kargın, Öksüz, Karataş, Karakaş, Varlık, Demir, Çolak, Tufan, Telli, Köse...)
3-SIDDIKLAR: Türkmenler, Tuzlular... (Türkmen, Tuzlu, Cızmaz, Satılmış, Damla, Ateş, Sinmez, Bilgi...)
4-GÖÇMERNLER: Deliveller, Karakurtler, Kaynaklar, İbiler... (Akış, Yıldız, Yörük, Kayış, Ayrancı, Güleç, Hayta...)
Bazlambaç Beldesi en son nüfus sayımı olan 22 Ekim 2000 yılında 2522 kişi nüfusa sahip iken, beldeden dışarıya yapılan göç ve ölüm olayları yüzünden sayı gittikçe düşmüştür. 2012 yılında, yeniden düzenlenen 'Köy Kanunu' ile nüfus 2000'in altına düştüğü için Bazlambaç Kasaba'lıktan Belde'ye düşürülmüştür. Yani bir zamanlar, Belediyesi, Hastanesi, Postanesi, 4 katlı Ortaokulu... varken, iki muhtarlıktan tek muhtarlığa düşerek adeta bir köy konumuna dönüştürülmüştür.

Bazlambaç'ta yaşı 80'ın üzerinde olan Ali Hoca (Tufan) , Hatice Ballı Noman (Hocanın hanımı), Mustafa Yörük (Eski Muhtar) ve Mustafa Hoca (Hatiboğlu)...) insanlarla yaptığımız sözlü tarih çalışmasına göre; Bazlambaç’ta bir medrese bulunmakta idi. Bu medresebnin kesin kuruluş tarihi belli olmamakla birlikte, adının Bazlamaç Medresesi olup kurucusunun ve İlk Baş Müderrisinin de İbrahim Hoca Efendi'dir.
Bazlamaç Medresesi, Kuruluşundan son kapanış tarihine kadar dünyanın dört bir tarafına ulema/molla yetiştirmesiyle nam salmıştır. 300 ile 350 arasında talebesi mevcuttur. Bu medresenin bir başka özelliği de, müderrislerinin hazır cevap, nükteli ve derin bilgilere sahip olmalarıyla ünlüdürler. Bazlamaç Medresesi'nin yetiştirdiği ulema zinciri şu şekildedir:
Baş Müderrisler: Bekir Hoca Efendi, Bekir Hoca Efendi, Mehmet Hoca Efendi, Çopraşıklı Hüseyin Hoca Efendi.
Müderrisler ise: Hasan Efendi, Kurt İmam Efendi, Arif Hoca Efendi, Memiş Hafız
Bazlamaç Medresesi'nden yetişen son talebesi Hacı Noman Hoca Efendi (Ballı) olup 1990 yılında vefat etmiştir.
Bazlamaç Medresesi'nde tahsilini tamamlayan talebeler icazetnamelerini (diploma) Amasya Vilayetinde imtihana girerek alınırmış. Medresenin eğitim faaliyetleri bölgenin sosyal ve kültürel etkinliğinin yükselmesinde büyük önem arzetmiştir.
Yine edindiğimiz bilgilere göre;
Bazlambaç'ın geçmişinden gelen önemli şahsiyetler bulunmaktadır. O zamanlar Bazlamaç'ın ileri gelenlerinin başında mal-mülk zenginliği ile Hacımamllardan Ömer Efendi gelmektedir. Ömer Efendi Bazlamac'ın yanında çalıştırdığı kırk ile elli kişiyle beraber varlıklı ve bölgede de hatırı sayılır bir kişidir. (Aslında bilinen gerçek Ağadır lakin bu köyde Medresenin etkisinden olsa gerek Ağa değil Efendi diye hitap edildiği için; Ömer Şani Ömer Efendi'dir.) Devleti Aliye tarafından çevre köylerin ürününden vergi toplama görevi de Ömer Efendi’ye verilmiştir.
Tarihe not düşülen bir vakıa vardır ki şöyle gerçekleşmiştir:
Bazlamaç'a yakın Çayırözü Köyü'nde de Ömer Ağa adında bir başka hatırlı kişi vardır. Bazlamaçlı Ömer Efendi, Milli Mücadele'de saf değiştirerek Kuvva-yı Milliyeciler tarafını tutarken, Çayırözü Köyü'nden aynı isimli şahısta Çapanoğullarını tutar. Çayırözlü Ömer Ağa Çapanoğlu isyanına katılınca Kuvva-yı Milliye'ye şikâyet edilir. Şikâyet üzerine baskına gelen Milli Kuvvetler Ömer Ağa ile Ömer Efendiyi karıştırır ve Çayırözülü Ömer Ağa yerine yanlışlıkla Bazlamaç’lı Ömer Efendi'nin evini, konağını basıp yakıp yıkarlar!.. Tabi o sırada Ömer Efendi konakta yoktur. Köylünün ayağa kalkması üzerine durum sonradan anlaşılır ve Milli Kuvvetler Komutanı hatasını anlayıp Bazlamaç'tan ayrılarak, Çayırözlü Ömer Ağayı tutuklarlar. Bazlamaçlı Ömer Efendi 1940'lı yıllara kadar yaşamıştır.
Bazlamaç Medresesi'nin Baş Müderrislerinden Bekir Hoca Efendi de ilginç simalardandır. Derin fıkhi bilgilere sahip olup pratik zekâsı nedeniyle "Hazır cevap hoca" diye tanınmıştır ve tüm tartışmaların tek galibi olmasıyla ünlü biridir. Anlatılan o ki, günlerden bir gün, köyün bey namazlarından biri Bekir Hoca Efendi’ye, ‘”Hoca Efendi, her gün beş defa boş yere yatıp yatıp kalkıyorsunuz, ya Allah (haşa) yoksa!” demiş. Bekir Hoca Efendi ise hemen cevabı yapıştırmış, “Yoksa biz beden hareketi yaptık sayarız, ya gerçekten O Allah var ise sizin işiniz nice olur?”“ demiş…
Bir diğer ünlü sima Baş Müderris Mehmet Efendi'dir. Kafkasya’dan getirilen Mehmet Efendi, Bazlamaç Medresesi'nde göreve başlar ve kısa zaman sonra da medresenin ikinci Baş Müderrisi olur. Baş Müderris Mehmet Efendi çok derin bilgiliye sahip ve zeki birisidir. Öyle ki, Sivas Vilayeti'nde yapılan geniş çaplı müderrisler arası bilgi yarışmasında Baş Müderris Mehmet Efendi birinci gelerek çapanoğlu diyarında büyük takdir toplamıştır. Baş Müderris Mehmet Efendi, Bazlambaç'ın son uleması olan Hacı Noman Hoca Efendi'nin (Ballı) babasıdır.
Bazlamaç Medresisi'nin ilginç simalarından Baş Müderris İbrahim Hoca Efendi, Baş Müderris Bekir Hoca Efendi'nin de damadı olup disiplini ile nam salmıştır ve 1950 yılına kadar yaşamıştır.

Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2015
Not: Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
BAZLAMBAÇ TARİHİ İLE İLGİLİ DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ.

 



 

 


COĞRAFİ KONUMU
_________________
Bazlambaç, doğu ve güney doğudan yüksek dağlarla çevrilidir. Kuzey ve kuzey batışı ise geniş ve düz bir arazi yapışma sahiptir. Buraya Kümbet Ovası denilir. Kasabanın kuzeyinden Çekerek Irmağı geçmektedir ki Bazlambaç'ın arazisi motopomplarla bu ırmaktan sulanmaktadır. Kümbet Ovası'ndan Bazlambaç tarafına düşen kısmın toprak yapısı kumludur. Humuslu topraklar daha çok Çekerek Irmağı'na yakın kesimlerindedir. Bunun sebebi ise dağ eteğinde bulunan Bazlambaç arazisinin sel sürüklemeleri sonucu oluşmasındandır. Kümbet Ovası'nın asıl humuslu geniş bölümü Aydıncık ve Kazankaya arasında kalsa da bu bölgedeki çoğu arazi yine Bazlambaç’ a ait arpalık denilen geniş araziler bulunmaktadır.

Bazlambaç, Çekerek İlçesi sınırlarında en ılık yerdir. Karadeniz Bölgesinin iç kesimleri iklim özelliğine sahiptir. Kalıcı kar süresi az olup, güney ve güney batısındaki dağlar aniden yükseldiği için buralarda kar daha fazla kalmaktadır.
Geniş dağlık alana sahip olan Bazlambaç Beldesi, meşelik orman bakımından oldukça zengindir, iklimin yumuşak olması ağaç çeşitliliğini artırsa da, hakim unsur meşedir. Bunun yanında çam, kayın, gürgen, düzlük arazide ise söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, dağdan gelen kaynak suları oldukça boldur. Bu sular içme suyu ve sulama suyu olarak kullanılır.
Sulanabilir arazinin çokluğu, soğan, her tür sebze bol miktarda üretilmesine imkân sağlamaktadır. Tahıl olarak, buğday ve arpanın yanında, mercimek, nohut gibi kuru bakliyat da üretilir. Şeker pancarı da başlıca geçim kaynağıdır. 1970'lere kadar bu bölgede tütün ve haşhaş ekimi de yapıldığı bilinmektedir.
Tarım ürünlerinin yanında hayvancılık da yapılır. Otlakların bolluğu burada büyük ve küçükbaş mera hayvancılığını geliştirmiştir. Yaylalarından çevre köylerin sürü sahipleri de faydalanırlar.
Ticaretini bağlı olduğu Çeker ilçesi ve Aydıncık' pazarından yapan Bazlambaç Beldesi'nin ekonomik ve sosyal durumu diğer beldelerden daha iyidir.
Beldede genç nüfus sayışı oldukça azdır. Genç nüfus İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde iş bulmuşlardır.

Not: Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2015

Mercan Camii:

Eski minaresini yıkmadan yeni mimari ile kubbelerin buluştuğu şahane bir eser.
Kümbat Ovası'na girdiğinizde gözünüze dokunan göklerin şehadeti..

Bir başkadır bizim buraların düğünü.

Üç gün üç gece sürer davul ve zurnaların hoyratında..
Gelin-damat, köylü, misafiri el ele, gönül gönüledir halaylarımız.
Sadıçlarımız vardır omzunda ipek eşarp bağlı, Kız evi naz evidir ya dolup taşar, erkek evi han dır teşlerle dolar taşar etli yemekli ikramlarla...
Düğün evinin damına direk dikilir ve tepesindeki üç çataldan birinde elma, diğerinde soğan,diğerinde de bayrak...


KÜLTÜREL YAPISI

_________________
Bazlambaç Köyü foklorik yönden oldukça zengin olup, yayla şölenleri, düğün, bayram törenleri oldukça eğlenceli geçer. Son zamanlarda yapılan Kocalan Yayla şenliğinde tüm gurbetteki kasabalıların katılımıyla, çeşitli eğlenceler, yarışmalar düzenlenerek ziyafetler verilir.
Davul-zurna eşkinde düğünler genelde Perşembe akşamı başlayarak. Pazar günü gelin alma töreni ile son bulur. Genç kızlar ve delikanlılar taşta bulgur çekerken çeşitli türküler ve maniler söyleyerek halaylar çekerler. Yöreye has halaylar oldukça çeşitli olup, bazıları; Baş Halay, Orta Hatay, Ağırlama ve üç ayak gibidir. Baş Halay çekilirken kızlar iki gurup oluşturur.
Damadın ve yanında gezdirdiği Sağdıcın sırtına ipek eşarp takılması, düğünün 3 gün 3 gece sürmesi ve gelin inerken evin damına dikilen 3 çataldaki; elma, soğan ve bayrağı kapmak için gençlerin yarıştığı renkli bir düğün kü,ltürüne sahiptir.

Sosyo Ekonomik Yapısı:

Köyümüz yaşan halkın bir kısmını çiftçilikle uğraşarak karnını doyuranlar, diğer kısmını da emekli olarak köyüne dönen maaşlı emeklilerden oluşmaktadır.
Çiftçilikle uğraş daha çok soğan ve şekerpancarı ağırlıklı olarak üretilmektedir.

Bazlambaç medresesinin kapatılmasıyla dışarıya göç başlamış ve gurbete çıkan Bazlambaçlılar her türlü işte çalışarak ayakta durmayı başarmışlardır.
Bu gün bu göç edenler kendileri emekli olarak Kasabalarına dönmeye başlamış bir yandan da büyük fedakarlıklarla okuttuğu çocuklarının meyvesini almaya başlamışlardır.

Cumhuriyetimizin ilk yılklarından itibaren Bazlambaç'ın Belediyelik olmasına rağmen göreve gelen başkanların yöreye yönelik kalıcı proje üretemeyişlerinden olsa gerek, sürekli dışarı göç vermiş ve bu kan kaybı sonunda kasabayı köye dönüştürmüştür. 2012 yılnda çıkan Köy Kanunu ile kasabalıktan köye düşürülmüştür.!!!

Karadenizi Samsun-Tokat üzerinden İçanadoluya bağlayan dar ama kestirme bir transit yol geçmektedir.
İleriki bir zamanda bu transit yolun tam faaliyete geçmesiyle ekonomik açıdan köye katkısı olacaktır.
Ayrıca Çalın dibi mevkiinde bulunan Mermer yatakları işletmeye açılmıştır. Uzun rezervlere sahip bu mermer işletmeciliğinin yine uzun vadede Bazlambaç’ın ekonomik yapısına katkıda bulunacaktır.

Not: Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2015


  YÖRESEL YEMEKLERİMİZ

ZEYTiNYAGLi BAZLAMA:

Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde küçük açılarak, sac üzerinde pişirilip üzerine tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Yumusaklığını muhafaza etmesiyle lezzetli bir ekmektir.
Bazlamanın, Kete, Gilik, Bişi gibi çeşitleri de vardır.
Ayrica ketenin şekerli, Çökelekli, Soğanlı, patatesli ve Kıymalı çeşitleri vardır..
Yöreye has olan Bazlamanın en güzeli Bazlambaçta yenir.

TOGAŞi 

Bugday yarması (bulgurun bir boy irisi) 2 saat suda ıslatılır.. Yağı, tuzu sogani kavrulduktan sonra bu yumuşayan yarma kavrulur üstüne soguk ayran ilave edilerek 5 dakika kısık ateşte durmadan karıştırılır..
Ocaktan inmeden önce çorbanın içine taze nane yaprakları ilave edilir.
Togaşı bir ayran çorbası olduğu için sıcak yendiği gibi sogudugunda  da lezzetlidir.

ARABASI

Arabaşının ana malzemesi, un ve tavuk etidir.
Un pembe bir hal alana kadar kısık ateşte kavrulur. Diğer taraftanda tavuk pişirilir. Pişen tavuk parçalara ayrılarak eti didilir.
Tencereye yağ salça baharatlar (pul biber,karabiber,tuz) kavrulur, üzerine pişen tavuğun suyu eklenir 3-5 dakika kaynamaya bırakılır.
Ayri bir tencerede su kaynatilir bir miktar tuz ilave edilir ve kızarmış un yavaş yavaş kaynayan suya karıştirilir muhallebi kivama gelene kadar pişirilir. Daha sonra tepsilere dökülerek soğumaya birakilir. Bu hamur tepsisi bıcakla baklava dilimi şeklinde kesilir. Tepsinin ortası açılır. Didilmiş tavuk etlisu tas içerisinde tepsinin açılan yere yerleştirilir. Kaşıkla önce hamur alınır sonra tasın içindeki etli suya bandırılarak yenir. Afiyet olsun.
öve hamur çorbaya batirilarak yenir.
Arabaşı yemeği soğuk kış günlerinin vazgeçilmez lezzetlerindendir.
Bütün hemsehrilerimize afiyetler olsun. 

HÖSMERiM

Güzel Bazlambacımızın damak tadlarindan biride yaylada yapılan Höşmerimdir.
Höşmerim, bayat ekmek parçalarının tere yağı kavrularak yapilan bir yemek türüdür.
Önce, taze tereyagi tavada iyice kizartilir. Sonra içine önceden hazirlanmis olan ufalanmis yufka ekmekleririni dökerek kavurulur. Bu kavurma işi, ekmek taneleri kıpkırmızı  olana kadar sürekli tahta kaşıkla karıştırılır ve içine yumurta veya çökelek katilarak daha da lezzetlendirilir.
Sonra tabaklara servis yapılır... 
Yapimi ve malzemesi çok basit ve kolay olan hösmerim doyurucu olup tek basina bir yemek türüdür aynı zamanda. Bizim höşmerimimiz yazın yaylada yapılır.

HELLE ÇORBASI

Bazlambaç'a has tadamtadlarımızdan biri de helle un çorbasıdır.
Bir yemek tabağı tabak un ateşte kavrulur. Bir çay tabağı yeşil mercimek haşlanır ve bir çay tabağı kuşbaşı yağ, tuzla kavurularak hazırlanır.
Kaynamış su kaşıkla karıştırırken bir yandanda azar azar kavurulmuş un katılır. Daha sonra haşlanmış yeşil mercimek ve kavrulmuş kuşbaşı ilave edilerek tahta kaşıkla yarım saat karıştırılır ve fokurdamaya başlayınca yemek ateşten indirilir.

AFİYET OLSUN
Keşkek gibi daha birçok yöresel yemeklerimiz vardır...

 
 


ARAŞTIRMA YÖRESEL FOTOĞRAFLAR


Not: Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz. Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2015