ANASAYFA ..:: Mehmet Ballı ile ücresiz Özgün Yazım Atölyesine Hoş Geldiniiz ::.. iletişim

Tarihi Roman yazmanın Tekniği

Edebiyat; insanı ve doğayı söz ve yazı ile anlatma sanatıdır. Roman büyük bir edebiyat kanalıdır, aşkın sesini yansıtabilmek Tarihi Roman ise barışın dilini kullanabilmek adına...

Roman, olmuş ya da olabilir nitelikteki olayları ve konuları ele alan edebî türlerdir. Romanın konusunun gerçek olması şart değildir. Bir olay, hayal, rüya gibi şeylerin kurgulanarak gerçekçi şekilde anlatılmasıdır. Fantastik roman,  polisiye roman, aşk romanı gibi tüm romanların konusu da böyledir.  Fakat tarihi roman konusu ve içeriği bakımından bu türlerden ayrılır. Tarihi roman yazmanın apayrı bir tekniği vardır.

Tarihi roman; tarihte yaşamış gerçek veya hayali kahramanlar ve onların başlarından geçen olayları konu alan edebi türdür. Tarihi roman asri zamanların hafızasıdır. Tarihin değişik dönemindeki olayları işler. Yazar, tarihi gerçekleri kendi hayal gücüyle birleştirerek, olayları buğulandırmadan anlatır. Anlatırken de tarihi gerçeklere ters düşmemesi gerekir.  Yani ANOKRANİK SAPMA OLMAMASI GEREKİR.  Kısaca, romancı sadece duygularını yazar fakat tarihi romancı ise yaşayarak yazar. Tolstoy ‘Harp ve Sulh’ romanını yazabilmek için elinde haritalarla, tam iki gün at sırtında savaş alanında dolaşmıştır. Bu bakımdan tarihi roman yazmak ciddi bir iştir. Ülkemizde romancı çoktur ama tarihi romancı sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır.

Tarihi roman yazmanın tekniğini şöyle sıralayabiliriz:
Tarihi romanda; ilk önce iyi bir damar/olay yakalamalısınız. O olayın konusu, çoğu zaman ders verici nitelikte ki ana fikirdir ve aynı zamanda romanın temasıdır.
-Tarihi romanda kurgu; romanın inşa edilen planıdır. Olayların zaman ve mekân içerisinde biri birine bağlantılı yol haritasının çıkarılmasıdır.
-Okuyucu ile eser arasında alışverişi sağlayan anlatıcıdır; olaylara ve kişilere tanıklık etmesi, olanı biteni anlatmaktır. İyi bir yazar kişileri konuşturur, kötü bir yazar ortamı olayları tanımlar. Anlatıcı fotoğraf çeker, duygularını denememelidir. 3 tür anlatıcı vardır: Tekil BEN anlatıcı, çoğul SİZ anlatıcı, tekil O anlatıcı. Bunlardan birini seçerek konu ‘anlatı’  ile doğru orantılı olmalıdır. Önemli olan ‘neyin’ anlatıldığı değil, neyin ‘nasıl’ anlatıldığıdır.
-Anlatıcının seçilmesi bakış açısını da belirler. Yanlış anlatıcı bakış açısını da değiştirir ve romanı bozar. Donanımlı bir anlatıcı kendisine gelen görüntüleri olduğu gibi yansıtacak olan kişidir. Yani romanda dolaşan kandır.
- Tarihi romandaki öykü, olay örgüsüyle  olayların sırasına göre düzenlenerek anlatılmalı ve birbiriyle bağlanarak  ilintilenmelidir. Öykünün, olayların neden-sonuç ilişkisidir. Yani kazak örgüsü gibi örülmesi gerekir.
-Tarihi romanda başkahraman ve yan kahramanlar romandaki kişilerdir; Roman denince mutlaka beklenen ve güçlü kişiliğiyle zihinlere yerleşerek romanın akılda kalıcılığını sağlayan başkahramandır. Başkahraman detaylı baştan tarif edilmeli ve romanın her yerinde gözükmelidir.
Yardımcı kahramanlar lazım olduğu yerde gözükmelidir. Yani okuyucu Romanın başında duvarda asılı bir silah görmüş ise, bilecektir ki, o silah, romanın bir yerinde patlayacaktır. Bu Romanda heyecanı artırır.
-Her tarihi romanda zaman  ve  mekân çok önemlidir. Zaman planlanmalıdır ve romanda saatin tik takları duyulmalıdır. Zaman unsurunun genel olarak 3 ana dili vardır: Olayların geçtiği, olayların yazıldığı ve okuyucunun okuduğu zaman. Eserin edebi olması zamanın anlatılmasından değil, zamanı iyi düzenlemesindendir. Eseri edebi yapan şimdiki zaman değil, romandaki zamandır. Hele de tarihi romanda, tıpkı ‘mekân’ gibi, ‘zaman’ çok önemli kavramdır. Olayların geçtiği zamana dikkat edilmelidir.
-Mekân’ın tasviri tarihi romanda fiziki algı oluşturur. Çevre bir insanı olduğu şekli ile değil algıladığı şekli iledir. Bu nedenle olayların geçtiği mekânı sezdirmeli olmalıdır. Mesela, konu Çanakkale ile ilgili bir tarihi roman ise Çanakkale’ye gidilip olayların geçtiği yerler gezilerek, yine olayların geçtiği gerçek zamanın mekânı kurgulanmalıdır. Bunlar tarihi romanın olmazsa olmazıdır.
-Tarihi romanda akıcılığı sağlayan dil ve üsluptur; doğru imge, doğru zamanda ve doğru yerde kullanılmalıdır. Eserin dilinin döneme, kahramanların sosyal ve toplumsal düzeylerine göre seçilip akıcı bir üslupla, terminolojik dile başvurulmalı. Yabancı kelimelerden sakınılmalı ve halk dili kullanılmalıdır. Dolayısıyla kullanılacak söz sanatları doğrultuda seçilmelidir.
- Tarihi romanda mümkün olduğunca sade dil kullanılırsa romanda akışı da sağlanmış olur.
Tarihi romanın temel yapısı/çatısı anlatım tekniğidir; her romancının kullandığı farklı teknikler vardır. Bunlar; montaj tekniği, mektup tekniği, özetleme tekniği, geriye dönüşler tekniği ve lietmotiv tekniği gibi. Mesela, lietmotiv kahramanlarının akılda kalıcılığını sağlarlar; Peyami Safa’nın ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda Nükhet’in zamanlı zamansız kahkahalar atması gibi…
Tarihi Romanda genellikle psikolojiden faydalanılır ve en yaygın olarak da ‘Bilinç Akışı Tekniği’ kullanılır. Romandaki ruhun gelgitleri anlatılır. Yani bilinç akışı zihnin sıçramasıdır
-Tarihi romanın süsü tasvirdir; romanda çevreyi, eşyayı tanıtmadır. Lakin tarihi romanda ölçü kaçırılmamalıdır. Olayların geçtiği zaman düşünülerek tasvir yapılmalıdır. Tasvirlerin biri diğeri ile bağlantılı ve bir amacı olmalıdır. Mesela romanda , hayırsever nine küfrederse yanlıştır.
-Bazı tarihi romancılar kullanmasa da tarihi roman da kaynakça da bulunmalıdır. Madem tarihteki bir olayı anlatıyorsanız insanların muhayyilesinde doğru canlandırılmalıdır. Ayrıca romanda alıntı cümle, söz, başkasına ait bilgi ve belgeler varsa, ya sayfa altında numaralandırılarak ya da kitabın sonuna kaynakça eklenerek verilmelidir. 
-Tarihi romanda da her yazıda olduğu gibi en son tashih yapılır. Bu işi genellikle yayınevi editörleri  ‘redakte’  eder. Fakat ilk önce tarihi romanın yazarı dikkatli olmalıdır.  Çünkü romanda geçen kelimeler olayın yaşandığı zamanın şive ve lehçesinde verilmelidir. Bunu da en iyi kitabın yazarı bilir/bilmelidir. İmla kuralı tamamen editörlerin işidir. Dile takılan kelimeler çıkartılmalı, anlatım bozuklukları giderilmeli, yani romanın ‘darası’ alınmalıdır. Tarihi romanın zaman ve mekânına ters düşecek kelimeler çıkartılmalıdır. Tanınmadık kimselere taslak okutulmamalıdır. İmla kurallarına dikkat edilmelidir.
Hocam bunun daha pratik yolu yok mudur? Diye soranlara bir pratik çözüm önerim de var tabii: Çalışma hayatının birçok alanında kullandığımız şu pratik mantığı Tarihi romanda da kullanmak mümkündür; 5N1K. (ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Niçin, Kim tarafından)

Mehmet Ballı

Not: Bu yazı izinsiz kullanılamaz. Lütfen izin alınız

her hakkı saklıdır | 2014 © copyrigt | yazarmehmetballi@gmail.com | web tasarım mballi | bu web sitesi ticari kazanç sağlamamaktadır.