ANASAYFA ..:: Mehmet Ballı ile ücresiz Özgün Yazarlık Atölyesine Hoş Geldiniiz ::.. iletişim

MİNİMAL ÖYKÜ NEDİR?


Edebiyatın en yeni türü olan; En kısa cümlede, arı-duru ama duygu yoğunluğu ile kurgusal bir derinlikte anlatılan hikâyeye ‘Küçük Hikâye’ ya da ‘Minimal Öykü’ diyoruz.
Küçürek Hikâye, insanın zihninde birçok ihtimal uyandıran, biraz duygusal, aynı hikâyeden birkaç ihtimal çıkabilen, tek doğrunun olmadığı, isteyenin istediği şekilde anlam verebildiği, ucu açık hikâyelerdir.
Küçürek Hikâye; özlü söz, aforizma, şiirsel ya da fıkra değildir.
Küçürek Hikâye’ye, aklın zıplaması diyebiliriz.
Küçürek öykü yazarı sıradan, ama yoğun ve özgün yaşantıları daha çok simgesel düzeyde bize yansıtır.
Günümüz hayatının birçok alanda sadeleştirmenin yanı sıra, o alanın içinin boşaltılması, kolay tüketilir hale gelmesine sık sık rastlar olduk ne yazık ki!
Kültür Sanat ve Edebiyatta da böyle…
Öyle yazılar geliyor ki şimdilerde biz dergi editörlerine; şiir mi, deneme mi, hikâye mi, ayırt edemiyoruz! Bugün iç içe geçmiş duyguları kuytudan çıkartacak yeni bir edebi akıma ihtiyaç var sanki!..
1970’lerden itibaren sinemanın hayatımıza girmesi ile kalemin yerini kamera; yazının yerini görsellik aldı. Edebiyat da bu minvalde postmodernizme girdi. Dolayısıyla yüzlerce sayfalık romanların yerini artık daha kısa hikâyeler almak zorunda kaldı. Bunun ilk farkına varan Ernest Hemingway oldu, “satılık: bebek ayakkabıları, hiç giyilmemiş…”  hikâyesi ile. İnsanlar artık, otobüste, yolda, işte hayatın hızlı akışına paralel hikâyeleri okumaya başladı ve Edebiyat yazınları da bu paralelde hızlandı…

Daha çok 20.yy’ın son çeyreğine yakın bir zamandan itibaren yoğun bir şekilde öne çıkan küçürek Hikâye/Minimal Öykü, dünya edebiyatında, geleneksel hikâyecilerden Hintli Beydaba, Yunan Ezop, İranlı Sadi Şirazi ve bizde Mevlâna’nın eserlerinde bu tür kısa özlü hikâyeleri görebiliyoruz. Günümüz modern ögelerinde ise ‘Minimal Öykü’ olarak evirilmiş ve  Ernest Hemingway, Borges, Dino Buzzati … gibi isimlerle bugün itibar görmüştür.
Türk yazarlarımızdan az da olsa bu alanda eser verenler oldu.
En son bu alanda verilen eser Mehmet Ballı’nın kaleminden “RABARBA” Küçürek Hikaye kitabıdır. Rabarba’nın arka kapağındaki görselden de anlaşılacağı üzere, tıpkı bir heykeltıraşın yonttuğu heykelin evreleri gibi; Edebiyat’ ta da düz bir yazının merhalelerden geçerek edebi bir kıvama gelmesiyle oluşan Küçürek Hikaye; en kısa cümleyle, yoğun duyguların arı-duru kelimelerle kurgusal bir derinlikte anlatılarak, okuyucunun zihninde birkaç ihtimal çıkartmasını sağlayan edebiyatın gürbüz çocuğudur.
Bu kitaptan birkaç örnek: “Ben seni karnımda değil kalbimde büyüttüm!”
“Çizmelerimi çıkartayım mı, ambulansın sedyesi kirlenmesin!..” Bu bir cümlelik Küçürek Hikaye'yi anımsayanlarınız olacaktır.
“Bir çay içecektik…” dedi Savcı Bey ve ekledi, “Konu nereye geldi Avukat bey!..”
Mana itibariyle ‘uğultu’ anlamına gelen ve edebiyatta sanatsal bir derinliği olan 'Rabarba' adlı Küçürek Hikaye kitabı, iki yüzden fazla Minimal Öyküden oluşmaktadır.

_____________________________________________________________________________

Mehmet Ballı
Not: Bu yazı izinsiz kullanılamaz. Lütfen izin alınız

her hakkı saklıdır | 2014 © copyrigt | yazarmehmetballi@gmail.com | web tasarım mballi | bu web sitesi ticari kazanç sağlamamaktadır.