ANASAYFA
KİTAPLARI KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI

KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI BASIN BİLDİRİSİ

Bazen insanın içi içine yansır. Geçicidir aşk ama insanı yakar, kalıcı olan sevgidir ama sadıktır. En sadık sevgilerden birisi hayvan sevgisidir. Bir köpeğe âşık olamazsınız ama seve bilirsiniz. Bazıları hayvandan öğrenirken sadakati bazılarına nasip bile olmayan sevgi. İnsan, hayvan ve tabiatın ortak mayasıdır sevgi…
Üretilemeyen üç şey; toprak, su ve hava... Topraktan uzaklaşan insanlıktan da uzaklaşır!

İnsan içine düştüğü feveranı, hayatın çirkinliklerinden, şehrin kalabalık ve yozlaşmışlığından bunaldığı zaman sürekli doğaya sığınır. Dertlerini doğanın kucağında uyutur. Çünkü doğa; sükûnet, huzur ve sağlıktır.
Fakat ‘doğa ile savaş halindeyiz! kazanırsak kaybedeceğiz…’
Bu dünyaya bir daha gelme ihtimali olmadığına göre; doğru ve doğal yaşam en iyi seçimdir…
...

Mehmet Ballı bu kitabında, dünün huzur dolu yaşam öykülerinden yola çıkarak, bugün doğayı nasıl hoyratça kullandığımızı gözler önüne serip gelecekteki korkulası yaşanacaklara dikkat çekiyor!

Yazar, bu çalışmasında anlattıkları ile gerçekçiliği bir adım daha ileri taşıyarak, Türk Edebiyatında zor ve pek denenmeyen bir alan olan naturalist öyküleri kaleme almakta. 9 Öyküden oluşan kitapta, öyküler hem kendi başına bağımsız, hem de birbirleriyle ilintilenerek okuyucuda roman tadı vermekte.
Bu öykülerden bazıları Şöyledir:

Kırkikindi Yağmurlarıkitabını okuduktan sonra içinizde; ‘Şehirden köye kaçma hissi’nin uyandığını fark edeceksiniz…


Kırkikindi Yağmurları Kitabı Neyi Anlatıyor?

Su âb-ı hayattır.
Hava ve toprakta öyle, yaşam için zorunlu doğal kaynaklar.
İnsan “özden” yaratıldı ve diğer varlıklarda ondan…Abdest ile ruhu arıtan su, temizlenmeye dair ne varsa âkı-pak eden ve dahi pınarlardan, ırmaklardan çağlayan…
Bengisu…
İnsanoğlunun en baskın niteliklerinden birisi 'hikâyeciliğidir'. Gezegenimizde eylemelerini, yapıp etmelerini hikâyeleştirebilen yegâne mahlûkun insan olduğunu biliyoruz.
Uygarlığımızın ilk (d)evresinde, atalarımız, sadece avlanmıyor; aynı zamanda içinde yaşadıkları mağara duvarlarına avlanmanın hikâyelerini anlatan resimler yapıyorlardı…
Yerkürenin henüz taze olduğu bu dönem de yaşam efsaneviydi…
Madenin keşfiyle yeni bir medeniyet devri başladı, toplu yerleşimler, iletişim ve ilişkileri güçlendi. Güç, keşiflerin önünü açtı. Daha iyi yaşam için göçler başladı ve savaşlar tetiklendi…
Ardından yazının keşfi ile Bilim Sanat ve Edebiyat hızla gelişti. Bu insanoğlunun ikinci (d) evresiydi.
18. Yüzyılda Batı’da başlayan sanayi ve endüstri devrimiyle insanoğlu üçüncü bir (d)evreye girdi. Kurulan krallıklar, sermaye makine ve sömürü düzeniyle yeryüzü kaynakları hızla tüketmeye başladı. Bu kontrolsüz düzen dünyanın doğal dengesini bozdu!
Ve içinde bulunduğumuz Uzay Çağı adı verilen son (d)evredeyiz, belki de!
…
Yaşar Kemal’in dediği gibi ‘O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler...’ giderken iyi şeyleri de peşlerinden götürdüler. Bir tek bizlerdik onlardan arda kalan; sokakta son misketi biz oynadık, dizi yamalı son pantolonu biz giydik, temiz akan ırmakta son balığı biz tuttuk, çökeleği çömlekte son biz yedik, dedemin koyunlardan şefkatle kırptığı yünü, ninemin sevgiyle kirmende eğirdiği, annemin canına nakşeder gibi tığla ördüğü yün çorabı, son giyen bizlerdik. Sımsıcacık…
Ve ekini tırpanla en son biz biçtik.
Toprak kokan sebzeyi de en son biz...
Ensesinde güneşten boza pişen, elleri çalışmaktan şişen ve ayakları topraktan nasırlaşan son nesil bizlerdik.
Geçmişi görebildiğiniz kadar geleceğe bakabilirsiniz. Oysa ki ömür gelip geçiyor diye herkes kendini oyalıyor, ancak gelip geçen insanın ta kendisi değil midir?
Bizler hem şanslı bir o kadar da şansız nesil olarak bu döneme tanıklık ediyoruz, omuzlarımızda büyük yük!
Şehirlerde yaşıyoruz fakat bir ayağımız da doğduğumuz topraklarda, köyümüzden kopamıyoruz. Bizler hem köylü hem şehirliyiz, çocuklarımız ise sadece şehirli!
Köy hayatından bihaber şehir çocukları; çiçeği dalında koklamaktan, böceğe bağında dokunmaktan uzak, platonik sevgiyle yetişiyorlar.
Çiçeklerin görkemli ama kokusuz varoluşları sizi ne kadar mutlu eder!
Her şey köyden şehre göçle başladı insanoğlunun son hikâyesi.
Dur durak bilmeyen insan akınları oğul veren arılar gibi şehirlere hücum ededursun, ıssızlaşan köylerde maalesef in cin top oynuyor adeta!
Köylerdeki doğal ve mütevazı yaşam hızla yok oluyor.
Şehirler acıları, yalnızlığı, açmazlığı, korkuyu, anlatırken…
halbuki, köyler ferahı, bereketi, özgürlüğü, muhabbeti, huzuru, sevgiyi anlatıyor...

Gökdelen denen beton ucubelere hapsolmuş şehirler tatsız, tuzsuz, sentetik ve doyumsuz yaşam tarzını üreterek önce insanın kendisini, sonrada yaşadığı çevreyi tehdit ederek hızla ekolojik dengeyi bozdu. Böylece ok yaydan çıkmış oldu bir kere! Bütün mesele o okun nasıl yavaşlatılacağı! Durdurmak ne mümkün…
İklim değişikliği… Enerji değişikliği… Susuzluk…
Kutuplardaki buzlar hızla çözülüyor, mevsimler değişti, kuraklık başladı! Her yağmur sel demek artık...
Bugünden yaşadıklarımıza bakarak, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kulağımıza fısıldanıyor inceden inceye…
Bu fısıltıya kulak vererek, nesillerin devamı için doğanın kalanını olsun kurtarmak zorundayız.
Üretilemeyen üç şey; hava, su ve toprak!
Geriye kalan hava kirlenmeden, toprak zehirlenmeden ve son kaynak su da tükenmeden melekelerimizi iyi kullanmalıyız...
Tek çare; doğru ve doğal yaşam…
İnsan içine düştüğü fereyanı, hayatın çirkinliklerinden, şehrin kalabalık ve yozlaşmışlığından bunaldığı zaman sürekli olarak doğaya sığınır. Dertlerini doğanın kucağında uyutur. Çünkü doğa, sükûnet, huzur ve sağlıktır.
İnsan dünyanın özetidir ama dünya, hayat, insan hiçbir zaman bu kadar kirlenmemişti! Tâki insan insanın yurdu değil, kurdu olana kadar!
Her yanımız ab-ı hayat, yana yana iç, kana kana…
…
1555 de başlayıp 2090 yılına uzanan bir ab-ı hayatın tarihi romanı.
Gerçeklerden yola çıkarak kaleme aldığım, öykü içinde öykü farkıyla belki de ilk defa okuyacağınız bu serencamım:
<SİZDE, ŞEHİRDEN KÖYE KAÇMA HİSSİ UYANDIRACAK.>
Güzel örnek...
…
İyi kitap okurdu, okuduğunu idrak eder, idrakinden konuşur, konuştuğunu yaşar, yaşadığını yazardı.
Biz de yazdık.
Su gibi aziz olun…
Mehmet Ballı


KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABINI TEMİN EDEBİLECEĞİNİZ KİTAP MARKETLERİN ADRESLERİNDEN BAZILARI
dr.com , kitapyurdu.com , idefix.com , kibo.com , final.com , arisanat.com ve tüm kitapçılarda...



KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER.
Heyecanla Beklenen Kırkikindi yağmurları Kitabı Çıktı
Artuklu Haber
 
Kırkikindi Yağmurları Kitabı İlk çıktığı günlerde Çok satan Öykü kitapları arasında

 

KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI HAKKINDA EDEBİ DEĞERLENDİRME/ELEŞTİRİ

Hikayeci Şenol Tombaştan; “Kırkikindi Yağmurları” Öykü Kitabına Dair Değerlendirme/Eleştiri!..

Tarihi Romancı kimliğiyle tanıdığımız Mehmet Ballı, Kırkikindi Yağmurları Kitabıyla, uzun zamandır edebiyatımızda yer almayan farklı bir tür olan Naturalist Öykülerle çıkıyor bu defa karşımıza.
Kırkikindi Yağmurları kitabında yazarın kendi yaşantısından aktardığı farklı öykülerle köy ile şehir yaşamını karşılaştırmakta. Tarihi Roman üzerine de çalışan yazar, bu çalışma titizliğini öykülerine de yansıtarak Naturalizm’den etkilendiğini görmekteyiz. Gerçeklerden yola çıktığı bu çalışmasında, gerçekçiliği bir adım daha ileriye taşıyarak biribirinden güzel yeni Natüralist Öyküleri kazandırdı edebiyatımıza.
Yazarın bu kitabında da doğal ve akıcı bir dil kullanmış. Okuyucunun takılmadan bir nefeste okuyacağı ve sürükleyici üsluba sahip.
Mehmet Ballı bu kitabında, dünün huzur dolu yaşam öykülerinden yola çıkarak, bugün doğayı nasıl hoyratça kullandığımızı gözler önüne serip gelecekteki korkulası yaşanacaklara dikkat çekiyor! Ve dikkat çekici bazı cümleleri şöyle:
“Bazen insanın içi içine yansır. Geçicidir aşk ama insanı yakar, kalıcı olan sevgidir. En sadık sevgilerden birisi hayvan sevgisidir. Bir köpeğe aşık olamazsınız ama seve bilirsiniz. Bazıları hayvandan öğrenirken sadakati, bazılarına nasip bile olmayan sevgi... Sevgi; insan, hayvan ve tabiatın ortak mayasıdır. Üretilemeyen üç şey; toprak, su ve hava… Topraktan uzaklaşan insanlıktan da uzaklaşır!”
“İnsan içine düştüğü cereyanı, hayatın çirkinliklerinden, şehrin kalabalık ve yozlaşmışlığından bunaldığı zaman sürekli doğaya sığınır. Dertlerini doğanın kucağında uyutur. Çünkü doğa; sükûnet, huzur ve sağlıktır. Fakat  "Doğa ile savaş halindeyiz! kazanırsak kaybedeceğiz!" Oysa bu dünyaya bir daha gelme ihtimalimiz olmadığına göre; doğru ve doğal yaşam en iyi seçim… ”
…
9 Naturalis Öyküden oluşan bu kitapta, her bir öykü bağımsız olarak verilirken, aynı zamanda roman örgü tekniğiyini kulkanarak Yazar, bir kahramanın etrafında tüm öyküler biribiriyle bağlantılandırılarak asûde bir hayat anlatmakta. Böylece kitaptaki ana tema; 1555 yılında Muhteşem Süleyman’ın altın keselerini yan yana dizerek Mimar Sinan’ın dâhi projesiyle çözdüğü İstanbul’un su probleminden başlatarak aslında, ta 2090 yılına kadar nasıl bir seyir izlediğini özetleyen susuzluğa dikkat de çekilmekte…
Diğer öyküler ise: İnsani bir davranışla ders veren; Boz Ayı öyküsü… Hayvan sevgisini en iyi anlatan; Duman’ın öyküsü… İstanbul’u susuzluktan kurtaran; Serçeşme öyküsü… Şehirden köye sıçrayan bir efsane; Teke Tavşanı öyküsü… Aç kalma korkusu olmadan da yaşayabilmek; Berceste öyküsü… Asit Yağmurlarına dikkat çeken; Kırkikindi Yağmurları öyküsü… Doğada, ilk çiçek açıp en son meyve veren; Kızılcık ile Şeytan‘ın öyküsü… ve İnsanoğlunun susuz yaşam profilinin kurgulandığı; Gelecek de Gelecek…
Yazar, Kırkikkindi Yağmurları kitabının arka kapağındaki bir cümle çok daha çarpıcı, hem de slogan gibi: "Kırkikindi Yağmurları kitabını okuduktan sonra içinizde; /şehirden köye kaçma hissinin uyandığını fark edeceksiniz… /"
Hikayeci-Yazar: Şenol Tombaş
....
Devamı.... www.halkedebiyatidergisi.com ve www.bizimedebiyatimiz.com 


KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI HAKKINDA BASINDA ÇIKANYORUMLAR

Hocam farkında mısınız Kırkikindi Yağmurları Kitabı'nda verdiğiniz mesaj İbrahim saracoğlu'nun verdiği mesajı gibi natural...
H. Şahin Ağustos 2015

Yüreğine bileğine sağlık, okudum çok beğendim başarıların devamını dilerim sevgilerimle...
İ.Çınar 2015

Daha ilk öyküde yaşama dair bilmediğimiz öğreti ve güzel şeyler öğreniyoruz.
Süleyman Karataş Sendika Yöneticisi

En çok Duman'ın öyküsünü çok beğendim.
Hasan Uzer 2015

Hiç kitap okuma alışkanlığım yoktur ama Kırkikindi Yağmurları Kitabını severek okudum. Mehmet Ballı kardeşimi tebrik ediyorum.
Ömer Yenice 2015

Duman öyküsüne bayıldım...
Seda  Dinçer 2015

Hocam Kırkikindi Yağmurları Kitabınızı tebrik ediyorum, sizin kitaplarınız okunuyor...
Mustafa Dündar 2015
İETT'mizin gururu Yazar Mehmet Ballı'yı Feshane Kırkikindi Yağmurları Kitap İmza gününde yanında bulunmaktan gurur duyduk. Başarılarının devamını dileriz.
A.İhsan Kardaş 2015 Sendika Şube Başkanı
Kırkikindi Yağmurları, sanki beni anlatıyor...
Yaşar Türker 2015
Kırkikindi Yağmurları Kitabındaki şiirler çok hoşuma gitti izninizle paylaşıyorum.
Mayıs 2015 Recep Albayrak

Yol uzun hayat hep kısadır, Kısacık ömre dünya sığdırılır, Yazar; yazar yazdırtır, Okumak okuyucunun kârıdır... Teşekkürler Yazan yazdıran Güzel insan. Yeni çıkan Kırkikindi Yağmurları Kitabın hayırlı olsun.
A.Baki Bostancı 2015

Kutlarım Mehmet Ballı dostum.
Yazar H.İhsan Sönmez 2015

Değerli Yazarımız Mehmet Ballı ağabeyi imza gününde ziyaret ettik. "Doğayla savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz" Mesajı dikkat çekiciydi.
Kenan Demir 2015

Bende teşekkür ederim böyle güzel konuları edebileştirerek, bizi bu güzellikleri kitaplarında buluşturduğun için. Daha çok kitap'a imza atmanız dileğiyle.
Meral Kocabaş 23 Mayıs 2015

Yeni kitabın hayırlı olsun. Sen zaten kaliteli insansın hocam seni seviyorum. bol şans.
İsmail Kargın 23 Mayıs 2015

Mehmet Ballı Mesai arkadaşımızı imza gününde yanında olmanın gururrunu mutluluğunu yaşadık. Kitabındaki "Doğayla savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz" söz manidardı.
Hasan Sivir Sendika Yön. Kur. Üyesi.

Şuan 93. sayfayı okuyorum. eline emeğine sağlık, çok güzel
Yuınus Akgül 2015

Başarılarının devamını diler, çokça imza günleri olsun. camiamızın maşallah ne cevherleri var ...
Ali Kılıçarslan 2015
Hayırlı Olsun. Bu bizim milletimizin büyüklüğüne işarettir her şey okulda öğretilmesi ne mümkün, Allah vergisi Maşallh.
Emin Çokokumuş 2015
Kitabınızı okumaya başladım Mehmet Bey Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun... Nicelerine inşallah. Başarılarınızın devamını dilerim.
Şair Mücella Pakdemir 2015

Hayırlı olsun, Nicelerine inşallah Mehmet bey
Yazar Fatma Türkdoğan 2015

Kutlarım Daha nicelerine...
Yazar Cansaran Kızıltaş 2015



KIRKİKİNDİ YAĞMURLARI ÖYKÜ KİTABI
İMZA GÜNÜ FOTOGRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN