185- Onlar, göklerin ve yerin 'bağımlı olduğu egemenliğe ve sünnete (melekût) ,' Allah'ın yarattığı şeylere(143) ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yaklaştığına bakmıyorlar mı?(144) Bundan sonra onlar artık hangi söze inanacaklar?
186- Allah'ın saptırdığı kimseye artık hidayet verecek yoktur. Ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakıverir.
187- Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler."
188- De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı.(145) Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıp-korkutucu ve bir müjde vericiden başkası değilim."

AÇIKLAMA

143. Burada "refik" ile kastedilen Hz. Peygamber'dir. Bu sorular, refikleri Hz. Muhammed (s.a) için "Eğer aklî bir dengesizlikten muzdarip olmasaydı kendisine böyle bir "mesaj" verilmiş olmazdı" demeleri töhmetini çürütmek için ileri sürülmüştür. Bu şahıs onların aralarında doğup büyememiş miydi? Allah tarafından gönderildiğini ilân etmeden önce onların bir arkadaşı değil miydi? Bu sorular onlara üzerinde düşünmeleri için sorulmuştur. Aralarında geçirdiği bütün bu yıllar boyunca onlar, onu aklı selim ve iyi huylu birisi olarak tanımışlardı. Binaenaleyh, onların Hz. Muhammed'i (s.a) aklı başında olmayan biri diye itham etmelerini, peygamberliğinden önce söylediği şeylerden dolayı değil, bilâkis, bizzat bir peygamber olarak söylediği hususlar yüzünden olduğu aşikardır. Bundan dolayı, Hz. Muhammed'in (s.a) mesajından anlamsız, gerçek dışı olarak gördükleri herhangi bir noktayı açıkça göstermeye çağrılmaktalar. Şayet onlar, göklerin ve yerin son derece mükemmel düzeninin şahaneliği üzerinde iyice düşünmüş olsalardı, ya da Allah'ın yaratıklarından herhangi birini yakından inceleselerdi, kainatın bütün bir sisteminin, ve hatta mahlukatın en ufak bir parçasının dahi O'nun mesajının gerçekliğinin açık bir delili olduğunu anlayacaklardı. Çünkü bütün bunlar "şirki" giderecek, Allah'ın Birliğini ispatlayacak, insanları O'na kul olmaya davet edecek, insanlarda sorumluluk duygusunu canlandıracaktı. Ve işte onların kardeşinin va'z ettiği de buydu zaten
144. Bu, şu demektir: "Onlar, hiç kimsenin tam olarak ne zaman öleceğini bilmediğini, ve bu nedenle de ömür sermayesini en iyi şekilde kulanmaları, tövbe etmeleri ve kendilerini ıslah etmeleri gerektiğini, yoksa çok ciddi sonuçlarla karşılacaklarını bile farketmiyorlardı."
145. Yani, tam olarak kıyametin saatini size söyleyemem, çünkü ben de gayb hakkında birşey bilmiyorum. Gelecek hakkında herhangi bir bilgiye sahip olsaydım, daha önceden sakınmam mümkün olacağından herhangi bir kötü şeyden zarara uğramazdım ve yine önceden bilgim olması nedeniyle de, bazı şeylerden de birçok faydalar elde ederdim. Bundan dolayı, sadece benim peygamberliğimi ölçmek için onun hakkında sorular sormaya kalkışmanız sizin hesabınıza bir ahmaklıktır."