102- İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında,(134) onlardan bir grup, seninle birlikte dursun(135) ve silahlarını da (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup da gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar.(136) .
Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız) dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır.(137)
103- Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken de, otururken de ve yan yatarken de zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.
104- (Düşmanınız olan) Topluluğu(138) aramakta gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz.(139) Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

AÇIKLAMA

134. "Ey Peygamber! Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman" ibaresinden İmam Yusuf ve Yusuf bin Ziyad "korku namazı" ile ilgili emrin sadece Hz. Peygamber (s.a) zamanında geçerli olduğu sonucunu çıkarmışlardır. Fakat sadece Hz. Peygamber'in (s.a) şahsına hitap edildiğinden yola çıkarak, emrin, O'nun zamanıyla sınırlanması sonucuna varmanın hiçbir nedeni yoktur. Birçok durumda hitap Hz. Peygamber'e (s.a) yapılmış ve O'na uyanlar da o emirden sorumlu tutulmuşlardır. Bunun yanısıra sahabeden birçoğunun Hz. Peygamber'in (s.a) irtihalinden sonra "korku namazı" kıldığı sabittir. Sahabeden hiçbirinden bu uygulamanın aksini savunan bir tek söz bile bize ulaşmamıştır.
135. "Korku namazı" ile ilgili emir, savaş halinde olmaksızın düşmandan ani bir saldırı beklendiği durumlar için de geçerlidir. Savaşın devam ettiği sırada, Hanefiler'e göre, namaz tehir edilmelidir. İmam Malik ve İmam Sevrî'ye göre ise eğer rükû ve secde yapmak mümkün değilse, ima ile namaz kılınmalıdır. İmam Şafiî'ye göre "korku namazı" kılınırken eğer gerekirse az olmak şartıyla çatışma ile de meşgul olunabilir.
Sahih hadislerden, Hz. Peygamber'in (s.a) "Ahzab" (Hendek) savaşı sırasında arka arkaya dört vakit namazı tehir ettiğini ve daha sonra aynı sıra ile eda ettiğini öğreniyoruz. Oysa "korku namazı" ile ilgili emir bu olaydan önce indirilmiştir.
136. "Korku namazı"nın şekli savaş şartlarına göre değişir. Hz. Peygamber (s.a) çeşitli durumlara göre çeşitli şekillerde namaz kıldırdığı için, müslüman komutanlar durumuna göre bu şekillerden herhangi birini seçebilirler.
Birinci yol, bir grubun komutan ile namaz kılıp, ikinci grubun savaşa devam etmesidir. Birinci rekat tamamlandıktan sonra bu grup çatışma alanına gitmeli ve diğer grup gelip imamla birlikte bir rekat kılmalıdırlar. Bu şekilde komutan iki rekat, iki grup ise birer rekat namaz kılmış olurlar. (İbn Abbas, Câbir b. Abdullah ve Mücahid) .
İkinci yol, bir grup imam ile bir rekat kılar ve sonra ikinci grup gelip, onlar da imam ile bir rekat kılarlar, daha sonra birinci grup tekrar gelir ve tek başlarına birer rekat kılarak, ikiye tamamlarlar. İkinci grup da aynısını yapar. (Abdullah İbn Mes'ud ve bu görüşü Hanefiler de tercih ederler.)
Üçüncü yol ise şöyledir: Bir grup, komutanın arkasında iki rekat kılar ve savaş alanına döner. İkinci grup bunun devamı olan iki rekatı komutanla birlikte kılarlar ve son oturuştan sonra savaş alanına dönerler. Bu şekilde imam dört rekat, askerler ikişer rekat kılmış olurlar. (Hasan Basri)
Dördüncü yol, bir grubun iki rekatı imamının arkasında kılması, ikinci rekatı kendilerinin tamamlaması ve sonra savaş alanına dönmeleridir. İmama gelince, İmam ikinci rekatını biraz uzatarak ikinci grubun kendisine yetişmelerini sağlar. İkinci grup imamın arkasında bir rekat kıldıktan sonra, bir rekat da kendi kendilerine kılarlar. Bu şekilde imam, ikinci grubun da imamın arkasında kılabilmesi için ikinci rekatını biraz uzatmış olur. (İmam Şafiî, bu görüşü biraz farklı olarak kabul etmişlerdir.)
Bundan başka çeşitli "korku namazı" kılış şekilleri vardır ki bunların ayrıntıları İslâm fıkıh kitaplarında belirtilmiştir.
137. Kendi yanlış kuruntuları ile Allah'ın nurunu söndürmek isteyen kâfirlere Allah gereken cezayı verecektir ve onları büyük bir alçaklığa uğratacaktır. Müminler bu konuda temin ediliyorlar. Alınması emredilen tedbirler sadece onlara güçlerinin son noktasına kadar çabalayıp sonucu, zafer ve yenilgi hükmünü elinde bulunduran Allah'a bırakmaları gerektiğini öğrenmek içindir.
138. "O topluluk" İslâm'ı reddeden ve İslâm dininin yayılıp yerleşmesini engellemek için çalışan kâfirlerdir.
139. Yani, "Müminlerin, kâfirlerin tağut için katlandıkları zorluk kadar Hak yolda zorlukları cesaretle üzerlerine almamaları çok gariptir. Çünkü kâfirlerin bu dünyadan ve onun geçici menfaatlerinden başka amaçları yoktur. Oysa müminler, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ı razı etme amacına sahiptirler ve onlar Rablerinden hiç sona ermeyecek olan mükâfatlar beklerler."